Elektrik Çarpmalarında İlkyardım

Elektrik çarpmasına maruz kalmış kazazedeye dokunmadan önce maruz kalınan elektrik akımı kesilmelidir. Bu yapılamıyorsa kazazedenin kablo ile teması iletken olmayan (çubuk vb.)bir cisim kullanılarak kesilmelidir.

1) Soğukkanlı ve sakin olunmalıdır.

2) Kazazedenin korku ve endişesi giderilmelidir.

3) Hastaya dokunmadan önce maruz kalınan elektrik akımı kesilmelidir.Bu yapılamıyorsa kazazedenin kablo ile teması iletken olmayan (çubuk vb.)bir cisim kullanılarak kesilmelidir.

4) Olay yerinde derhal kazazedenin hava yolu,solunum ve nabzı (ABC) kontrol edilmeli ve gerekiyorsa Temel Yaşam Desteği uygulanmalıdır.

5) Hasta/ yaralıya kesinlikle su ile müdahale edilmemelidir.

6) Hasta/yaralı hareket ettirilmemelidir.

7) Bilinç kaybı varsa koma pozisyonu verilir.

8) Hasar gören bölgenin üzeri temiz bir bezle örtülmelidir.

9) Yanık varsa bakımı yapılır. Fiziksel ve psikolojik olarak rahatlatılır.

10) Tıbbi yardım istenmelidir.(112)

İş Sağlığı ve Güvenliği Nedir? Ne Değildir?
Makaleİnsanlara verilen değer veya insanın kendisine verdiği değer toplumların gelişmişlik düzeyleriyle ilgilidir. İş sağlığı ve Güvenliği, gelişmiş ülkelerde en önemli konular arasında yer almaktadır. Bu ülkelerde İş güvenliği uzmanlığı kavramı yıllar önce başlamış ve olumlu sonuçlar alınmıştır.
Ancak,  tehlikeli hareket ve tehlikeli ortam bir araya geldiğinde kazalar meydana gelmektedir. İstatistikler her iki buçuk saatte bir işçinin iş göremez duruma geldiğini göstermektedir. Bu durum devlete, işverenlere ve çalışanlara büyük görev ve sorumluluklar yüklemektedir. İşte, 30.06.2012 tarihinde 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun amacı da; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik  şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun genel değerlendirmesi yapıldığında çağdaş bir İş sağlığı güvenliği anlayışı üzerine kurulduğu söylenebilir. Koruyucu ve önleyici yaklaşım ile risk değerlendirmesini benimsemesi ve büyük ölçüde AB Mevzuatını esas alması kanunun yapı taşlarıdır. Bu çerçevede; tüm sektörleri ve çalışanları kapsaması, iş sağlığı güvenliği profesyonellerinin görevlendirilmesinde elli işçi sınırının kaldırılması, risk değerlendirmesini ön koşul olarak getirmesi, çalışanların bilgilendirilmesini, eğitimini ve aktif katılımını sağlamayı amaçlaması, işin çalışanlara uygun hale getirilmesini sağlayan önlemleri benimsemesi, küçük işyerleri için iş sağlığı güvenliği hizmetlerinin sağlanması için devlet desteğini getirmesi, iş sağlığı güvenliği alanında mevzuat karışıklığını gidererek alana özel bir düzenleme sağlaması, özel veya kamu kurumu niteliğindeki sağlık kuruluşlarının kendilerine intikal eden iş kazası ve meslek hastalığı olaylarını Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirme zorunluluğunun getirilmesi, Genel olarak kuralcı bir yaklaşım yerine önleyici yaklaşım anlayışını benimsemesi kanunun öne çıkan olumlu yönleridir. Ancak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 2012 yılı Temmuz ayından itibaren yürürlüğe girmesine rağmen, toplumda yeterli seviyede iş sağlığı ve güvenliği kültürü oluşturulamadığından, alınması gereken önlemleri, işverene çalışanlara uygulatmak, devlet tarafından kontrolünü sağlamak konusunda istenilen sonuç alınamamıştır. Tüm bilgilendirme çalışmalarına karşın işveren İş sağlığı güvenliğine genelde yasal zorunluluk, yerine getirilmesi gereken bir formalite olarak bakmakta, bu zorunluluğu en kolay şekilde ve en az maliyetle nasıl yerine getirebileceği anlayışına yanlışlıkla düşmektedir. İş sağlığı ve güvenliği hizmet sunumunun, devlet tarafından, yeterlilik incelenmeksizin mekan ve maddi şartları yerine getiren özel kişi ve kurumlara verilmesi, konudan anlayan anlamayan bir çok kesimin genelde çok kaliteli olmayan şekilde bu hizmeti sunması, hizmet kalitesini ve sonuca ulaşma oranını düşürmüş, olaya genelde yasal zorunluluk boşluğunu doldurmak amacıyla bakılması sonucunu getirmiştir. İşyeri sahiplerinin çoğunluğu yasal mevzuatın içeriği ve uygulanması hakkında yeterli bilgi ve eğitime sahip olmadığından hizmet alımı (OSGB veya bireysel) yoluna gitmiş ama bu hizmeti veren kurum veya kişilerin yetersizliği, yanlış yönlendirmeleri, ucuz maliyet anlayışı sonuca olumlu katkı sağlamamış, çoğu yerde hizmet şekli maddi cezadan kaçınmak amaçlı göstermelik duruma dönüşmüştür.
Yapılan araştırmalarda iş kazalarının %50’sinin kolaylıkla önlenebilecek kazalar olduğu, %48’inin sistemli bir çalışmayla önlenebileceği, %2’sinin ise önlenemeyeceği ortaya çıkmıştır.Bu da iş kazalarının %98 önlenebileceğini göstermektedir. İşyerlerinde tehlikeleri belirleyip bunlardan kaynaklanan riskleri kontrol altına alarak olabilecek kazaları azaltmış ve tehlikeli durumları ortadan kaldırmış oluruz. Bu çalışma bir ekip çalışması olmalı ve tüm ekip uyumlu bir şekilde çalışmalıdır ki bu uygulamaya risk değerlendirmesi denmektedir. Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği 29.12.2012 tarihinde 28512 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Risk değerlendirmesi, işyerinde ve çevresinde var olan, işyerini etkileyebilecek tüm tehlike ve riskleri ortaya çıkararak analizini ve önlemlerini aktaran bir ekip çalışmasıdır. Tehlikeyi ve bunun riskini bilmek, alınacak önlemlerin ne derecede yeterli olacağını sorgulamaya olanak tanır. 
Örnek olarak geçtiğimiz yılın Eylül ayında büyük bir inşaat firmasının Mecidiyeköy şantiyesinde olan iş kazasının kısa bir analizini yaparsak; yük asansörünün 32.nci kattan düşmesiyle 10 işçi hayatını kaybetmişti. Burada, görünüş inşaat firması sağlık ve güvenlik tedbirlerini almış, iş güvenliği hizmeti alıyor ve birçok tedbirleri yerine getiriyor olarak görünse de, asıl sorun temel önlemler alınmış, bazı arka planda olan ancak çok önemli tedbirlerin gözden kaçtığı veya ihmal edildiği için bu kazanın kaçınılmaz olduğudur. Dolayısıyla Risk değerlendirmesinin ASANSÖR kısmındaki tehlike ve riskler ya eksik, ya tam bilinmiyor ya da bilerek ihmal edilmiş sonuçlarından birini sorgulanmasını gerektiriyor. Doğal olarak bir tehlike kaynağını (elektrik, asansör, yükseklik, gürültü,… vs.) iyi tanımak, teknik konularda konuya hakim olmak veya hakim olan kişilerle çalışmak, detayları atlamamak kazaların olmamasına yönelik çalışmalarda çok önemli rol oynayacaktır. Bir kaza, bir firmanın tüm imajını yerle bir edebilmektedir. Otomobil firmalarının, örneğin bir cıvata hatası dolayısıyla tüm araçlarını geri çağırması, bu şekilde kullanımına müsaade etmemesi buna güzel bir örnektir.
Sonuç olarak işverenlerin, iş sağlığı ve güvenliğini özümsemeleri, yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmeleri, devlet ve çalışanların desteğini alarak çalışma hayatında iş sağlığı ve güvenliğini bir kültür haline getirmeleri, hizmet ve üretimini gerçekleştirirken bu kültürel değerleri ön plana almaları çok önemli gelişme olacaktır. İşletmelerin üzerine düşen yasal yükümlülükleri, insan odaklı bir yaklaşım ile sistemli şekilde yerine getirerek iş sağlığı ve güvenliği faaliyetleri, işletmenin hedef ve stratejilerine hizmet edecek ve katkı sağlayacak bir şekle dönüştürülmesi gerekecektir.
Zehirlenmelerde İlkyardım

Solunum yoluyla zehirlenmelerde;
1)Hasta temiz havaya çıkartılır ya da cam ve kapı açılarak ortam havalandırılır.
2)Yaşamsal bulgular (ABC) kontrol edilir.
3) Hastanın rahat nefes alabilmesi için yarı oturur pozisyonda tutulur.
4)Bilinci kapalıysa koma pozisyonu verilir.
5)Tıbbi yardım (112) istenir.

Sindirim yoluyla zehirlenmelerde;
1)Kişinin bilinci kontrol edilir.
2)Yaşam bulguları değerlendirilir.
3)Bulantı,kusma,ishal vb.belirtiler değerlendirilir.
4)Kusturulmaya çalışılmaz, özellikle yakıcı maddelerin alındığı durumlarda hasta asla kusturulmaz.
5)Bilinç kaybı varsa koma pozisyonu verilir.
6)Üstü örtülür.
7)Tıbbi yardım (112)istenir.

Cilt yoluyla zehirlenmelerde;
1)Yaşam bulguları değerlendirilir.
2)Zehirli maddeyle temas önlenir.
3)Zehir bulaşmış giysiler çıkartılır.
4)15-20 dk. boyunca deri bol suyla yıkanır.
5)Tıbbi yardım (112)istenir.